İştirak nafakası, müşterek çocuğun bakımı, eğitimi ve korunmasına ilişkin giderlerin velâyet kendisine bırakılmayan ana ve baba tarafından karşılanması amacıyla düzenlenen bir aile hukuku kurumudur. Konuya ilişkin temel yasal dayanaklar şunlardır 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 4, m. 182, m. 327, m. 328, m. 330, m. 331)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 26)

A. Bakım Yükümlülüğü ve Kapsamı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 327 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca: "Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır."

Aynı Kanun'un 182 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise boşanma ve ayrılık hallerinde bu yükümlülüğün kapsamı şu şekilde hükme bağlanmıştır: "Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."

Bakım borcunun süresi 4721 sayılı Kanun'un 328 inci maddesinde düzenlenmiştir:
"Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 330 uncu maddesi nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak temel kriterleri açıkça düzenlemiştir: "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesi uyarınca: "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir."

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince: "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/8708-2026/6569 -15.06.2026 ve 2025/10739-2026/2494 -04.03.2026 sayılı ilamlarında mahkemelerin takdir yetkisini kullanmadan önce yapması gereken zorunlu usuli işlemleri belirlemiştir: Tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumları kapsamlı bir şekilde araştırılmalıdır. Çocuğun devam ettiği okul, eğitim dönemi ve sunduğu veya temin edilecek belgelendirilebilir giderleri toplanmalıdır. Gerekli görülmesi halinde uzman bilirkişi raporu alınmalıdır. Çocuğun eğitim dahil tüm ihtiyaçlarını içeren net ve infazda tereddüt yaratmayacak tek bir iştirak nafakasına hükmedilmelidir.

Davada Değerlendirilen Temel Ölçütler

Çocuğun İhtiyaçları (Yaş, Sağlık, Eğitim ve Sosyo-Kültürel Giderler): İştirak nafakası sadece beslenme ve barınma gibi fizyolojik gereksinimleri değil; yiyecek, giyecek, sağlık, eğitim, öğretim, harçlık, ulaşım, sosyal ve kültürel faaliyetler dahil olmak üzere çocuğun gelişimine yönelik tüm zorunlu giderleri kapsar. Çocuğun yaşı büyüdükçe ve eğitim kademesi ilerledikçe bu ihtiyaçlar artış gösterir. Okul ve kurs ücretleri, servis, özel eğitim veya sağlık sigortası gibi harcamaların infazda tereddüt yaratacak belirsiz borçlar olarak ayrı ayrı bırakılması yerine, tüm ihtiyaçları kapsayan tek ve net bir nafaka miktarı olarak tayin edilmesi gerekir.

Ana ve Babanın Gelirleri, Mal Varlıkları ve Bakım Yükümlülükleri: Nafaka tayininde ana ve babanın sadece beyan edilen maaşları değil, taşınır-taşınmaz mal varlıkları, diğer gelir getirici faaliyetleri, fiili hayat standartları ve başkaca bakım yükümlülükleri de göz önünde bulundurulur. Velâyet kendisine verilmeyen tarafın, çocuğun giderlerine mutlak eşitlikle değil, kendi gücü oranında katılması zorunludur. Varsa çocuğun kendi gelirleri de (4721 sayılı Kanun m. 330) nafaka miktarının takdirinde dikkate alınır.

Hâkimin Takdir Yetkisinin Sınırları ve Hakkaniyet: Hâkim nafaka miktarını takdir ederken tarafların ekonomik imkanları ile çocuğun üstün yararı ve zorunlu gereksinimleri arasında adil ve hakkaniyete uygun bir denge kurmak zorundadır (4721 sayılı Kanun m. 4). Günün değişen ekonomik koşulları, enflasyon ve paranın satın alma gücü karşısında yetersiz kalan nafaka miktarları hakkaniyet ilkesini zedeler.

Durumun Değişmesi ve Gelecek Yıllara İlişkin Artış: 4721 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi uyarınca talep edilmesi halinde nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne oranda artırılacağına karar verilebilir. Ayrıca ekonomik koşulların, tarafların gelir durumunun veya çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi halinde 4721 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi ("Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.") çerçevesinde nafakanın artırılması veya yeniden uyarlanması talep edilebilir.

 

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al